RÖPORTAJ:TARIK GÖÇMEN

Türk buz hokeyi 1999’dan 2009’a kadar kendine ancak iki şehirde yer bulabildi:Ankara ve İzmit... İşte bu iki hokey merkezinden İzmit’in son yıllardaki başarılarında ise Tarık Göçmen’in katkısı yadsınamaz. Buz hokeyi camiası onu Kocaeli’nin başında tanısa da, tecrübeli teknik adam, önce yaz başında İzmir’in köklü kulübü Altay’la inline hokey şampiyonluğuna ulaştı, yeni sezonda da antrenörlük yaşamına Ankara’da Ankara Üniversitesi ile devam ediyor. Tarık Göçmen ile yaptığımız röportajda Türk buz hokeyinin geleceğini, milli takımları, Universiade’ı ve yeni sezondaki hedeflerini masaya yatırdık.
(A.T :Alper Tokel T.G: Tarık Göçmen)
A.T : İsterseniz öncelikle yeni sezonla başlayalım. Ankara Üniversitesi ile çalışmaya başladınız. Süper Lig’de hedefiniz nedir? Üst sıralar ya da şampiyonluk mu?
T.G : Ankara Üniversitesi olarak mütevazi bir kolej takımı yaratma çabası içindeyiz.Dışarıdan bakıldığında çok para harcıyor gibi gözükebiliriz ancak mütevazi masraflarla genç bir takım oluşturma hedefindeyiz. Şu ana dek aldığımız iki yabancı oyuncu 20 ve 24 yaşlarında, hedefleri olan oyuncular. Bu yıl bizim için Süper Lig’de bir geçiş dönemi olacak. Yine de hedefimiz en iyiye oynamak. Ancak asla çok büyük paralar harcayalım, bu sezon kesin şampiyon olalım düşüncesinde değiliz. Tabi şu da var, antrenör olarak her zaman kazanmak için çalışıyorum.
A.T : Transfer ettiğiniz iki İsveçli oyuncu hakkında bilgi verir misiniz?
T.G : Benim sistemimde her ikisi de faydalı olacak oyuncular. Matthias Svensson 24 yaşında, defans oynuyor. Staffan Lundbald ise 20 yaşında ve forvet oyuncusu. Tabii yabancı oyuncu seçimimde performans kadar uyum, yaş ve de oyuncunun düzgün karakterli olması da çok önemli. Uyum açısından sorun yaşamamak adına daha önceden de çalışmalarımda güven duyduğum İsveçlileri tercih ettim.
A.T : Bildiğiniz üzere, federasyon, yabancı oyuncu transferleri için kulüplere maddi destek sağlayacak bir hazırlık içinde. Böyle bir teşvik durumunda yeni yabancı oyuncular getirme planınız var mı?
T.G: Federasyonun teşvik planı hakkında henüz bilgi sahibi değiliz. Ancak olursa, bundan faydalanmak isteriz tabii ki. Bu açıdan yeni transferler olabilir. Bunları yine İsveç’ten düşünüyorum.
A.T : Aslında yaz sezonunda da inline hokey şampiyonluğuna ulaştınız Altay’la... Nasıl oluştu Altay takımı ve siz nasıl yer aldınız?
T.G : Inline hokey turnuvasının yapılacağı öğrenildiğinde Altay kulübü beni aradı. İzmirli yöneticiler ve İnteryağ firmasının da desteğiyle ismim söz konusu oldu, kabul ettim. İlk turnuva biraz acele oldu, ikinci hatta sıkıntı yaşadık ancak taktiğimizle ve final maçında uyguladığımız sistemle sonuç aldık. İzmirli oyuncuları önceden tanıyordum. Güzel bir havaları vardı, gönülden oynayan takdir ettiğim oyunculardı. Bu açıdan inline hokeyde Altay’la çalışmak keyif vericiydi.
A.T : Genç milli takımla devam edelim isterseniz. Erzurum’da Buzz Schneider ile birlikte genç millilerin başındaydınız. Genç oyuncularımızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
T.G : Bölgesel olarak farklı yerlerden iyi oyuncular çıktı tabii ki. Ancak sayı çok kısıtlı. Bu sene bir anlamda iyi oyuncular vardı, ama önümüzdeki sene nasıl bir takım oluşturulacağı soru işareti. Çünkü bir çok kazanılmış oyuncu yaşı geçtiği için artık gençler kategorisinde oynayamayacak. Elde kalan üst düzey oyuncular ise beş, altıyı geçmez. Diğerlerinin hazır hale gelmesi ise ciddi bir çalışma ve zaman gerektirir.
A.T : Size şunu sormak istiyorum: Önceki senelerle karşılaştırırsak yeni yetişen genç oyuncular daha üst seviyede mi? Yoksa eskiye göre bir gerileme içinde miyiz?
T.G : Her şeye rağmen geçmişe göre daha iyi bir noktadayız. Bugün genç oyuncularımız internet ya da televizyondan çok daha fazla maç izleme ve buz hokeyi hakkındaki bilgilere daha kolay ulaşma imkanına sahip. Bu imkanların sporcularımızın gelişimine katkısı olduğuna inanıyorum. Ancak tabi ki bu bilgiyi çalışarak işlemek gerekir.
A.T: Erzurum’da ve daha öncesinde Slovenya’daki kampta Buzz Schneider ile birlikte çalıştınız. Olimpiyat altınını kazanmak bir yana, buz hokeyi tarihinin en önemli olayı “Buzdaki Mucize”nin bir efsanesi ile çalışmak nasıl bir duygu?
T.G : Buzz’la çalışmak inanılmaz bir şey oldu hayatımda. Böyle birisi ile çalışmak, aynı atmosferde bulunmak büyük keyifti. Buzz Schneider’in Türkiye’de bulunması hem Türkiye’de buz hokeyinin reklamı açısından hem de Türk buz hokeyinin yurt dışında tanıtımı açısından çok önemliydi. Gittiğim eğitim seminerlerinde konuştuğum herkes onun Türkiye’de çalışmasına ilgi gösterdi. Gerçekten çok önemli bir isim.
A.T: Buzz Schneider ile çalışmak sizi nasıl etkiledi?
T.G: Çalışmalarımda çok destek oldu. Ayrıca işime daha da motive olmamı sağladı. Ancak uzun süre birlike çalışamadık. Yine de ileride anlatabileceğim çok önemli bir anı.
A.T : A Milli Takım da Yeni Zelanda’da ikinci olarak bir üst gruba yükseldi ve bu sezon Meksika’da Division II’de mücadele verecek. Türkiye’nin bu grupta hedefi ne olmalıdır?
T.G : Hedef kesinlikle orada kalmak olmalı. Sıra ne olursa olsun Division II’de kalmalıyız. En az bir kaç sene orada mücadele edip altyapıyı hazırlamak, sonra da bir üst gruba yükselmek ise asıl hedefimiz olmalı.
A.T : Peki sizce şansımız nedir.Division II’de tutunabilir miyiz?
T.G : Tabii kalmak çok zor. Güçlü takımlarla oynayacağız. Ancak içi dolu bir çalışma yapılırsa neden olmasın. Hiçbir şey imkansız değildir. Periyodik çalışmalarla iyi bir hazırlık dönemi geçirilirse başarı gelebilir. Tekrar söylüyorum şart çalışmak, ciddi çalışmak.
A.T : Bildiğiniz üzere yurt dışında oynayan bir çok Türk asıllı hokeyci var. Örneğin Sinan Akdağ, Tavares’in sükse yaptığı Dünya Gençler Şampiyonası Top Division’da Alman milli takımının önemli oyuncularından biriydi. Bu gibi oyuncular Türk hokeyine ve milli takımlara nasıl kazandırılabilir sizce?
T.G : Yurtdışında bildiğimiz ya da bilmediğimiz çok sayıda Türk oyuncu var. Hem de Türk hokeyine büyük katkı sağlayabilecek düzeyde. Örneğin geçen sene Kağıtspor’da birkaç maç oynattığımız Serdar Semiz, İsveç’te yaşayan bir oyuncuydu. Ancak, bunları Türkiye’ye kazandırmak çok da kolay değil. Kurulu düzenleri var, hayat standartları yüksek, okuyor veya çalışıyorlar. Bu oyuncuların milli takımda oynamaları da kurallar gereği kulüplerden geçiyor. Türkiye’deki kulüpler ise bu oyuncular açısından yetersiz. Sinan Akdağ’ı ne kadar tatmin edebilirsiniz ki? Çok zor. Bildiğim kadarıyla iyi bir kazancı var ve NHL’de oynama şansına sahip olacak belki de? Kulüplerin şartları iyi olmalı. Bu noktada kurum takımlarına iş düşüyor. Liglerin seviyesi de yükselmeli tabii ki. Yani, bir oyuncuya ne kadar para versen de, ligin düşük kalitesi kararlarında etkili oluyor.
A.T : Universiade’a gelelim. 2011’de Erzurum’da buz hoekyi milli takımlarımız da yer alacak. Buz hokeyi branşında Türkiye’yi nasıl değerlendirirsiniz?
T.G: Tabii Universiade’a 1.5 seneden az kaldı ve geç kalındı çalışmalar için. Bu saatten sonra buz hokeyini ancak “Acil Eylem Planı” kurtarır. Dönem dönem hazırlandık ancak bu çalışmaların uzun süreli olması gerekir. Örneğin, artistik paten bu yaz 54 günlük kamp yaptı. İyi çalıştılar, devam da ediyorlar. Bizim için bu bile yetersiz olur. Daha fazlası lazım. Her gün, her saat önem taşıyor. Hemen çalışmaları başlatıp durmadan devam etmeliyiz.
A.T : Bu sene Harbin’deki 2009 Universite Oyunlarını takip ettiniz sanırım. Bunu da göz önüne alırsak milli takımlarımızın Erzurum 2011’deki şansı nedir?
T.G : Harbin’de erkeklerde Kanada ve Rusya finali oynadı. Aslında iki ülkenin de üniversite öğrencisi olan üst düzey profesyonel oyuncuları vardı. Tabii profesyonel oyuncuların ciddi kariyerleri var ve kulüplerinden izin alamadıkları için gelemediler. Her iki ülke de birer üniversitenin takımlarını milli takım olarak Harbin’e gönderdi. Türkiye’nin hedefine gelince... Benim hedeflerim her zaman yüksektir ama gerçekçi olursak -yaptığımız bu hazırlık ve buz hokeyindeki seviyemizle- Erzurum’da prestij için oynamalıyız. Evsahibi takımlar olarak elimizden geleni yapmalıyız. Erkeklerde de bayanlarda da şansımız çok fazla değil bana göre.
A.T: Polis Akademisi’nin Eylül sonunda Ankara’da katılacağı Continental Cup’ı da sormak istiyorum. Polis Akademisi’nin şansı nedir sizce?
T.G : Daha önce Kocaeli Kağıt Spor ile Continental Cup tecrübem olmuştu. O zaman iyi bir gruptu ancak takımımız da iyiydi ve iyi hazırlanmıştık. Bence bu seneki grup daha kolay. Burada Barcelona bana göre favori. İsrail her turnuvada hep farklı takımlarla gelir. Sağı solu belli olmaz. Genelde Rus kökenli oyunculardan oluşuyor. Özenli bir takımla gelirlerse İsrail takımı ikinciliğe oynar. Bulgarlar da tecrübe sahibi. Polis Akademisi iyi bir hazırlık dönemi geçirir, yabancılarla takviye alırsa Barcelona ile ilk sıra için oynayabilir. Ama Barcelona ve İspanya hokeyi iyi durumda. Üstüne İsveç’ten iyi bir transferleri var ve Barcelona iyi bir takımla gelecek. Polis Akademisi ikincilik için İsrail ile yarışabilir. Ancak olmaz diye bir şey yok. Polis Akademisi, daha önce, yine bir Continental Cup’ta, Ankara’da İspanya şampiyonu ile başabaş oynamıştı.
A.T : Bildiğim kadarıyla menajerlik sitesi yhmi.com ile anlaştınız. Biraz bahseder misiniz bu gelişmeden?
T.G : İki yıldır görüşmelerim sürüyordu. Açıkça söylemek gerekirse hiç bir menajer bir Türk oyuncu ya da antrenöre yer vermek istemiyor. Tanıdıklarımın desteğine rağmen, ben de ilk başta nazikçe reddedildim.Sonrasında bir IIHF sempozyumu sırasında, daha önce de yabancı oyuncu transferlerinde birlikte çalıştığım Rus menajerden referanslarımı araştırmasını istedim ve çalıştığım yabancı oyuncuların da etkisiyle kabul etti. Sempozyum sertifikalarımı gönderdim ve menajerlik konusunda anlaşma sağladık. Tabii bunda Hırvat milli takım antrenörü, Slovak antrenör ve Buzz Schneider’in referansları da etkili oldu. Benim de yer aldığım yhmi.com, 50’nin üstünde profesyonel oyuncu ve antrenörün yer aldığı önemli bir menajerlik sitesi konumunda.
A.T : Yani yurt dışında bir takım çalıştırma hedefiniz var?
T.G : Tabii. Aslında menajerlik anlaşması bu hedefe giden ilk adımdı. İlk kez bir Türk buz hokeyi antrenörü profesyonel bir menajer ile anlaşma sağladı. Bu site dünyanın her yerinden ziyaret ediliyor. Bu anlaşmadan sonra birkaç ilginç mail de aldım. Örneğin, Kuveyt’ten olumlu bir haber geldi. Kuveyt IIHF’e yeni üye oldu ve yeni bir yapılanma içindeler, yeni kulüpler oluşturuluyor. Teklif olarak değil ancak menajerimin yaptığı görüşmelerde önümüzdeki dönemde benimle çalışabileceklerini belirttiler. Tabii amacım bu yelpazeyi genişletmek.
A.T : NHL’i ya da Avrupa hokeyini takip ediyor musunuz?
T.G: NHL’i özellikle play-off döneminde yakından takip ettim. Ancak daha çok Avrupa hokeyini takip ediyorum.
A.T : Beğendiğiniz ya da antrenörlüğünüzde etki bırakan bir ekol ya da ekoller var mı?
T.G: İskandinav ekolünü, özellikle İsveç sistemini beğeniyorum. Yugoslav göçmeni olmam nedeniyle Yugoslav ekolü de beni etkiledi. Benim sistemim İskandinav ve Yugoslav ekollerinin bir karması olarak sunulabilir. Bir süre İsveç’te yaşadım ve dönem dönem eğitimler aldım. Oradaki tanıdıklarım sayesinde İsveç hokeyini yakından takip etme şansı buldum. Örneğin, Malmö Redhawks Elit Lig’de(Elitserien İsveç’in en üst ligi, takım şu anda bir alt lig olan Allsvenskan’da oynuyor) oynarken, takım antrenmanlarının tamamını seyretme şansım oldu. Bu benim için ücretsiz bir eğitimdi.
A.T : Dünya Şampiyonası’nda favoriniz hangi takım?
T.G : Geçen sene İsviçre, Kloten’de 7 Dünya Şampiyonası maçını seyrettim. Rusya’yı hep beğenmişimdir takım olarak. Fakat favori olarak İsveç’i daha yakın görüyorum. Belki Rusya gibi çok sayıda yıldız oyuncu çıkaramıyorlar ancak takım oyunu ve değişik sistemleri ile İsveç favorim.
A.T: Peki sizce dünyanın en iyi oyucusu kim, ya da başka bir dille en beğendiğiniz oyuncu?
T.G : Jaromir Jagr’ı bu sene canlı izledim, beni hayal kırıklığına uğrattı. Gerçekten yaşlanmış. Şu anda en beğendiğim oyuncu Ovechkin diyebilirim. Bunda performansı kadar hala kendini geliştirmeye çalışması da önemli. Bu performansına ve popülerliğine rağmen Skinner’dan sopa tekniği dersi alıyor kendini geliştirmek için.
A.T : Peki Türkiye’nin en iyisi?
T.G : Türkiye’de en beğendiğim oyuncu Emrah Özmen. Çok hırslı. Antrenmansız olduğu dönemde bile hırsıyla en iyisi olduğunu Lüksemburg’ta gösterdi. O da kendini geliştirme isteğine sahip. Gençlerden de Batın Kösemen, Burak Aktürk, Yusuf Halil, Alper Solak, Alihan Demirel beğendiğim oyuncular. Bir de Kocaeli genç takımının ikinci kalecisi Bahadır Sanoğlu var. Çok iyi bir kaleci olacak.
A.T : Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
T.G : Şunu söyleyebilirim: Biz antrenörler çalışmak için çabalamalıyız.Kompleks yaratmadan, çok çalışmalıyız. Türk hokeyinin gelişimi, Türk antrenörlerinin çalışmalarıyla olacaktır.
A.T : Bize zaman ayırdığınız için teşekkürler. Yeni sezonda başarılar diliyorum.
03.09.2009

